Rüzgar Yükseliyor: Hayallerin ve Rüzgarın Peşinde Bir Ömür
Jiro Horikoshi'nin gökyüzüne olan tutkusu ve Miyazaki'nin vedası... Rüzgar yükseliyor, peki biz yaşamaya cesaret edebiliyor muyuz?

"Le vent se lève! . . . il faut tenter de vivre!" (Rüzgar yükseliyor! . . . Yaşamaya çalışmalıyız!)
Paul Valéry’nin bu dizesiyle başlayan Rüzgar Yükseliyor, benim için sadece bir anime değil; üretmenin, yaratmanın ve bedeli ne olursa olsun bir hayalin peşinden gitmenin en dürüst hikayesi. Miyazaki'nin bu "vada" niteliğindeki filminde, savaşın gölgesinde sadece güzel uçaklar tasarlamak isteyen Jiro’nun o hüzünlü ama kararlı duruşuna hayran kalmamak elde değil.
Gökyüzüne Adanmış Bir Tutku
Jiro Horikoshi’nin uçaklara olan sevgisi o kadar saf ki, etrafındaki dünyanın yıkımını bazen görmezden gelmek zorunda kalıyor. Film bize şunu soruyor: Hayalin, dünyanın gerçekleriyle çarpıştığında ne yaparsın? Jiro, rüzgar her estiğinde o hayale daha sıkı tutunuyor. Çünkü onun için uçaklar, savaş makineleri değil; gökyüzünde süzülen "güzel rüyalar".
Bu Filmden Cebimde Kalanlar:
- Naif Bir Hüzün: Joe Hisaishi’nin o muazzam müzikleri eşliğinde Jiro ve Nahoko’nun hikayesi, insan kalbinin ne kadar kırılgan ama bir o kadar da güçlü olduğunu gösteriyor.
- Yaratma Arzusu: Bir şeyi sıfırdan var etmenin, bir kağıda çizilen çizgilerin nasıl bir tutkuya dönüşebileceğinin en asil tasviri.
- Rüzgarın Felsefesi: Hayat her zaman planladığımız gibi gitmez; rüzgar bazen sert eser, bazen fırtına koparır. Önemli olan o rüzgara karşı ayakta kalabilmek.
Eğer siz de bazen dünyadan yorulup kendi "güzel rüyanıza" sığınmak isterseniz, Jiro'nun kağıttan uçaklarına eşlik edin. Rüzgar yükseldiğinde, yaşamanın ne demek olduğunu bir kez daha hatırlayacaksınız.
Uçaklar harika rüyalardır, ama onları gerçekleştirmek için rüzgarın sesini dinlemelisin.